Tarihçi Talha Uğurluel, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu´nun "Arap dünyası liderleri ile problemimiz yok, Arap halkları ile problemimiz var” sözlerinin Arap dünyasının Kudüs´e sahip çıkmamasının sebebini açıkladığını söyledi.
TGRT Haber´de Mehmet Aydın´ın sorularını cevaplandıran Uğurluel, Abdülhamid Han´ın o dönemde aldığı kararların Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda alınan son Kudüs kararında etkili olduğunu belirtti. Abdülhamid Han´ın Kudüs´ü çok sağlam yorumladığını kaydeden Uğurluel, şunları söyledi:
Herkesin Kudüs ile ilgili planları ve hesapları vardı. Herkes orayı ele geçirmek istiyordu. O günlerde Osmanlı´nın canını sıkan ülke Çarlık Rusya´sıydı Rus Çarı´nın Abdülhamid Han´dan bir istediği vardı. Ortodoks kilisesi yaptırmak. Abdülhamid Han´ın o dönem izin vermeme gibi bir gücü yoktu. İzin veriliyor. Mecdelli Meryem Kilisesi yaptırılıyor. Abdülhamid Han, Ruslar Kudüs´ü ele geçirmesin diye, Almanlara da Protestan kilisesi için izin veriyor. Zeytin Dağı´nın karşısında. Osmanlının o günlerde bir müttefiki var. Avusturya Macaristan İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı´nda beraber savaştık. Katolik. ´Size yer verelim siz de Katolik kilisesi yapın´ dedi. Ermeniler de Gregoryan kilisesi yaptırdı Kudüs´te. O dönemde yaşasaydık belki Abdülhamid Han için başka düşünürdük ama bir asır sonrası bakıyoruz ki meğer amacı Kudüs´ü paylaşılamayan bir şehir kılmakmış. Amerika´yı ve İsrail´i karşılarına alarak takındıkları bu tutumun altında aslında Abdülhamid Han´ın ektiği tohumun çok ciddi etkileri var.

Tarihçi Uğurluel, Arap dünyasının Kudüs´e sahip çıkmamasını ise şöyle açıkladı: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ´Arap dünyası liderleri ile problemimiz yok, Arap halkları ile problemimiz var´ dedi. Adam daha nasıl anlatsın? Her şey ortada. Hadiseyi anlamak için Osmanlının Orta Doğu´dan elini çektiği döneme bakmak lazım. Ona el çektirenler aslında 1917´lerden 1930´lara kadar o bölgeyi kendileri yönetiyor. İngiliz orada, Fransız orada, İtalyan orada. Fakat 1930´lu yıllardan sonra İslam dünyasında halklar uyanmaya başlıyor. ´Haçlılar mı bizi yönetiyor?´ diye seslerini yükseltmeye başlıyorlar. A planı direk yönetmek, B Planı Müslüman gibi gözüken liderler ile yönetmek. 1930´lulardan, 1950´lerin sonuna kadar Filistin topraklarında ´Filistin´ kelimesini konuşmak yasaktı. Bu tarz liderler koltukları adına tepelerinden gelen emirleri dinliyorlar. Cumhurbaşkanımızın duruşu, İslam dünyasına Müslüman bir liderin nasıl durması gerektiğini gösterdi. Keşke bizim liderimizin duruşunu diğer İslam dünyası liderleri de gösterebilseydi.

BARIŞ, OSMANLI MODELİ İLE GELİR
Uğurluel, Müslümanların Kudüs´ten çekilmesi durumunda Yahudiler ile Hristiyanların birbirlerine düşeceğini belirterek, "Düşmanımın düşmanı dostumdur politikası yürütüyorlar bir süredir. Kudüs Osmanlının yönetimindeki gibi bana ait değil bize ait denilirse oraya barış gelir ama Halil´e barış zor gelir. Kudüs yakınlarında bir şehir Halil. Çünkü, orada bir cami var, caminin altında bir mağara var, mağaranın içerisinde dört peygamberin kabri var. Hazreti İbrahim, Hazreti İshak, Hazreti Yakup, Hazreti Yusuf. Yahudilerde bir kural vardır mezar taşınmaz. Bu peygamberler bizim için de Yahudiler için de çok kıymetli. Bu mezarlardan dolayı Halil´de problem zor biter" diye konuştu