HAYAT EKSİ İKİ BUÇUK (Birinci Bölüm )
Tarih: 8.11.2017 19:15:07 / 176okunma / 0yorum
Mehmet Sebih Altun
Sayfaları dağılmış kitapların üstüste dizildiği, rafların içler acısı duygulara veremediği cevapların haykırışlarıyla yankılandığı, duvarların gördüklerine dayanamayıp bir bir yıkıldığı bir düzenin odasıydı. Kapılarında, içlerde ki nefretin yansıttığı yazılar yazılıydı. Kilitler cehennem zebanilerin boynunda asılı. Çıkmak için ölüm bile yetmiyordu. Ya kalacaksin ya da yok olacaksın. 
 
Bekrauntunda vurulan kılıçların izleri yüzüne vicdansızlığı, kalbine insafsızlık, bedenine hayasızlığı, inancına da kırgınlığı vurmuştu. Nereye baksan göreceğin tek şey umutsuzluktu.
 
Kapı kolları ateşten maşa, gözlerin rengi ateş kırmızısı. Leb uçları uçuk, hayat eksi iki buçuk. 
 
Yarının güneşi bugünden batmıştı. Bu geceye karanlıklar hakim olacaktı. Henüz doğmayan sabahlara uyanmayı hayal ediyorduk. Güneşe merhaba demeyi özlemiştik. 
 
Çiçeklerin bile yaramadığı kayaların altında kalmış çocukların hayalleri. İğne ile kazımaya benzer geleceğini aramak. Ne bugün onlara ferahlık,  ne de yarın onlara umut veriyordu.
 
Bağlanmıştı sevginin kısmeti. Kimseye uğramayı düşünememişti. Aramakla da bulunmaz gibiydi. 
 
Düşüncelerin evrimi hızla ilerlemişti. Mutasyona uğramıştı. Anlatmakla anlatılmaz, anlamak istemekle anlaşılmazdı.
 
Hayat eksi iki buçuk ta kalmış bekliyordu. Dün bitmiyor, bugün gelmiyor yarınlar görünmüyordu. Hayat kimseye anlam kazandırmıyordu. Anlamsızca yaşıyordu herkes. Her hareket tersi bir harekete gebeydi. Bir selam sonrası bir istek, peşinden de pişmanlıklar sıralanıyordu. 
 

Her köşe başında bir daha gelmeyecek bir gençlik yok oluyordu. Gece saatlerine kadar sokak başlarında, soğuğun iliklerine kadar işlendiği,  umutsuzluğun bedenini esir aldığı, saygının bilinçaltından silindiği, ne idüğü belirsiz bir dönem geçiyordu ömürlerden. Yaşlıların ´´yapmayın´´ feryatları sokaklarda yankılanıyordu. 

Milyonlar aynı şehirde aynı kadere teslim edilmişti. Daha yaşanabilir bir dünya için şehirlere kaçarken o şehirlerin zebanileri yaşamları teker teker avuçlarına sayıyorlardı. Her gün yeni bir beden daha esir alınıyordu. Esir bedenlerin isyanları gökyüzünü inletiyordu. Birileri özgürce dilediği gibi yaşarken, birilerinin özgürlüğü de elinden alınıyor üstelik bahşiş olarak ta yaşamlar kısıtlanıyordu. Kendini büyük zanneden küçücük beyinler, minnacık umutları başkasına layık görmüyordu.
 
Ama unuttukları bir şey vardı.  Hiç bir suç cezasız kalmaz. Ilahi adalet elbette tecelli edecek ve zalimler yaptıkları her şeyin cezasını ya bu dünya da ya da ilahi huzurda bulacaklardı. Bu bir inançtı. Olmazsa olmazdı. 
 
Ama artık sabah olmalıydı güneş doğmalıydı. Tıkanan vicdan damarları açılmalıydı. Dünyanın yaşam sahası eksileri kabul etmemeliydi. Hayata hep eksiyle başlayanlar artılara yükselmediydi. Ekşi iki buçuk ile başlayan hayat sıfırlamaya dek ömür bitmemeliydi. 
 
Eksiler;
Bir doğduğun yer. 
İki doğal çevre yani doğduğun aile. 
Buçuk ise sosyo-ekonomi-kültür boyut. 
 
Mehmet Sebih Altun 
Anahtar Kelimeler: HAYAT, EKSİ, BUÇUK, Birinci, Bölüm
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
TEKNOLOJİYE ESİR OLMAK (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
SESSİZ ÇIĞLIKLAR DÜNYASI (04 Şubat 2018 - Pazar)
ADAVETLE ADALET OLMAZ (16 Ocak 2018 - Salı)
VİCDANLARIN BİRLİĞİ (09 Aralık 2017 - Cumartesi)
GELECEĞE UZANAN TEHLİKELER (04 Kasım 2017 - Cumartesi)
YENİ JENERASYON MANİFESTOSU (27 Ekim 2017 - Cuma)
MODERN KÖLELİK PARADOKSU (22 Ağustos 2017 - Salı)
Günümüz İnsan Düşünceleri (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
BEKLENTİLER VE GERÇEKLER (13 Ağustos 2017 - Pazar)
Evrende Güzel-Çirkin Algısı (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
NE GEREK VAR (22 Temmuz 2017 - Cumartesi)
MUTLULUĞA KAPATILAN KAPILAR (2 (21 Mayıs 2017 - Pazar)
MUTLULUĞA KAPATILAN KAPILAR (1) (09 Mayıs 2017 - Salı)
TOPLUMSAL MANİPÜLASYONLAR (2) (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
TOPLUMSAL MANİPÜLASYONLAR (1) (02 Nisan 2017 - Pazar)
HAYATIN ACIMASIZ YÜZÜ (23 Mart 2017 - Perşembe)
Yaşam Ve Sevginin Birlikteliği (12 Mart 2017 - Pazar)
BAHAR GELMELİ (05 Mart 2017 - Pazar)
EVET HAYIR FANATIZMİ.. (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
GÜNÜMÜZ DÜŞÜNCE EVRELERİ 1 (06 Kasım 2016 - Pazar)
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE KAYBOLAN HAYATLAR (26 Ekim 2016 - Çarşamba)
DAYATILAN YENİ YAŞAM NORMLARI (17 Ekim 2016 - Pazartesi)
İÇ SAVAŞ TELLALLARI VE PATLAMALAR (23 Ağustos 2016 - Salı)
SAVAŞLAR VE İNSANLIK (16 Ağustos 2016 - Salı)
EĞER DARBE OLSAYDI..! (29 Temmuz 2016 - Cuma)
Bu Baharda Barış Olmalı (13 Mart 2016 - Pazar)
Tek Kullanımlık Hayat Hakkı (06 Mart 2016 - Pazar)
Kentsel Dönüşümün Rantsal Hikayesi (23 Şubat 2016 - Salı)
Savaş Mı? Barış mı? (07 Şubat 2016 - Pazar)
Yeniden Başarabiliriz..! (31 Ocak 2016 - Pazar)
Barış Mahkum, Savaş Dışarda...! (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
Adalet Yoksa, Adavet Olur..! (16 Ocak 2016 - Cumartesi)
BIRAKIN KAVGAYI, HÜMANİZMDE BİRLEŞELİM (09 Ocak 2016 - Cumartesi)
Suriye´leştirilmeye Doğru (03 Ocak 2016 - Pazar)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
İstanbul
Bulutlu
Bugün
8 / 6 °C
Bulutlu
Salı
11 / 6 °C
Bulutlu
Çarşamba
12 / 7 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çaydanlıkların içi zamanla kireç tutar.Temizlemek için en etkili yöntem ,çaydanlığı suyla doldurup kaynatın.İçine bir yemek kaşığı limon asidi yada sirke koyun

KİREÇLENMELERE KARŞI
Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil onuruna bak, duruyorsa yaşıyordur...( robin sharma)

ROBİN SHARMA
Mide asidiniz bir jileti eritebilecek güctedir

İNSAN VÜCUDU
1959 Londra Konferansı sona erdi. Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti´nin kurulmasını öngören Londra Antlaşması imzalandı. Konferansa Türkiye, İngiltere, Yunanistan başbakanları ile Kıbrıs Türk ve Rum cemaatleri liderleri katılmıştı. 3 Aralık´ta: Başpiskopos Makarios Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Dr. Fazıl Küçük de yardımcısı oldu. İngiltere Kıbrıs´ın bağımsızlığını tanıdı. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960´da oldu.