10 Maddede Şehir Üniversitesi Gerçeği

10 maddede İstanbul Şehir Üniversitesi gerçeği

İSTANBUL Şehir Üniversitesi konusunda aylardır süren tartışma sona erdi. Üniversitenin yönetimi Marmara Üniversitesine devredildi. İşte 10 maddede Şehir Üniversitesi gerçeği..

Şehir Üniversitesinde ne oldu?

Şehir Üniversitesi Aralık 2019'da YÖK'e yolladığı resmi yazıda; üniversitelerinde çalışmakta olan akademik ve idari personelin Ekim ve Kasım ayı maaşlarının ödenemediği, burslu öğrencilerin Kasım ayı burslarının yatırılamadığı, Aralık ayında da burs ödemesi yapılamayacağı; üniversitenin eğitim- öğretim faaliyetleri açısından gerekli olan alt yapı imkanlarına ilişkin ödemelerde aksamalar oluştuğu, elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarının dahi ödenemediğini belirtti. Dolayısıyla mevcut durumun devamı halinde eğitim-öğretimin aksamasının kaçınılmaz olduğunu ilan etti. Dolayısıyla YÖK, kendisine gelen bu bildirim sonucunda görevini yaparak, Şehir Üniversitesi öğrenci ve çalışanlarının daha fazla mağduriyet yaşamamaları için üniversite yönetiminin Marmara Üniversitesine devredildiğini açıkladı.

Neden hami kurum olarak Marmara Üniversitesi tercih edildi?

Vakıf üniversiteleri kuruldukları esnada kendilerine hami olacak bir devlet üniversitesi belirlemek zorundadırlar. Şehir Üniversitesi de kurulduğu anda tercihini Marmara Üniversitesi olarak belirlemişti. Bu yöntem tüm vakıf üniversiteleri için geçerli bir yöntemdir ve herhangi bir sıkıntı yaşanması halinde öğrenci ve çalışanların mağdur olmaması için uygulanmaktadır. Dolayısıyla Marmara Üniversitesinin hami üniversite olarak belirlenmesinde ne hükümetin ne de YÖK'ün herhangi bir tasarrufu olmamıştır

Şehir Üniversitesi'nde bu duruma nasıl gelindi?

Şehir Üniversitesinin şu an kullandığı Dragos'taki arazi hükümet tarafından eğitim amaçlı olarak üniversiteye tahsis edildi. Bedel karşılığında süreli bir şekilde yapılan bu uygulama birçok üniversite için mümkün olabilmektedir. Ancak daha sonra Şehir Üniversitesi vakfının kurucularından olan Ahmet Davutoğlu, Başbakan olduğu dönemde söz konusu arsayı üniversiteye bedelsiz olarak devretmiştir. Bu uygulama ise şu ana kadar hiçbir üniversite için gerçekleşmiş değildir. Üniversite yönetimi bu kıymetli araziyi ipotek gösterip Halkbank'tan 470 milyon TL civarında kredi kullandı. Zaman içerisinde üniversitenin ana bağışçısı olan Ülker Grubu üniversiteye verdiği desteği kesme kararı aldı. Daha önce hiç kimseye uygulanmayan arazinin bedelsiz bir şekilde tapusuyla birlikte üniversiteye devrolması Mimarlar Mühendisler Odasının dava açmasına sebep oldu.

Danıştay ne karar verdi?

Dava sonucunda Danıştay, bedelsiz arsa devrinin usulsüz olduğuna kadar verdi. Dolayısıyla söz konusu arazi tekrar devletin malı haline geldi. Böylelikle üniversitenin Halkbank'tan kullandığı kredinin teminatı ortadan kalkmış oldu. Banka kredilerini ödeyemeyen üniversite, maddi zorluk yaşamaya başladı. Üniversite yönetimi çalışanların maaşlarını veremez oldu ve öğrencilerin bursları kesilmeye başlandı.

Üniversitenin iddiaları ne derece doğru?

Üniversite yaptığı açıklamalarda borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu söylüyor. Ancak Halkbank'ın gösterdiği tüm kolaylıklara rağmen borçlar ödenemediği gibi yeni ödenmesi için de akılcı bir plan sunulmadığı ortaya çıktı. Bankanın bu konuda birçok açıklaması mevcut.

Üniversitenin yeni ipotek önerilerini Halkbank'ın keyfi bir şekilde kabul etmediği doğru mu?

Doğru değil. Çünkü Üniversitenin teklif ettiği araziler ve binalar imarda eğitim amaçlı olarak kaydedilmiş. Dolayısıyla artık hiçbir ticari değeri yok. Bu gayrimenkulleri bankanın teminat olarak kabul etmesi hukuken de mümkün değil

Üniversitenin ana bağışçılarından olan Murat Ülker bu konuda ne söyledi?

Mali durum konusunda üniversite yönetimine uyarılar yaptığını belirten Murat Ülker yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"İstanbul Şehir Üniversitesinin kuruluşundan itibaren holding olarak söz verdiğimiz bütün maddi taahhütlerimizi yerine getirdik. Ayrıca üniversite mütevelli heyetinden ayrılmadan önce holdingimiz vakıf yöneticileri ile maddi anlamda son olarak yapılabilecekler konuşuldu, ardından bu taahhütlerimizi de yerine getirdik. O toplantıda üniversitenin maddi durumunun çok hassas bir şekilde idare edilmesi gerektiğini, yapılabilecekleri ve borçlanma konusunda dikkatli olunmasını da hatırlattık. Bilinmelidir ki; üniversite projesi içinde kendi kararımızla yer aldık, sorumluluklarımızı da yerine getirerek kendi kararımızla ayrıldık. Bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanımızdan sadece destek gördük."

Şehir Üniversitesinin kurucu vakfı olan Bilim ve Sanat Vakfının (BİSAV) yaptığı açıklamada; "Üniversitenin öğrencileri, öğretim elemanları, çalışanları, mezunları ve velileri mağdur edilmiş, paydaşları, bağışçıları ve mensuplarının hakları ihlal edilmiştir" deniyor. Böyle bir durum söz konusu mu?

Hayır. Çünkü uygulamadaki hami üniversite, kurumun mağduriyetlerinin önüne geçmek için var. Tam tersine eğer üniversite hami üniversiteye devredilmeseydi; öğrencilerin ve öğretim üyelerinin mağduriyeti söz konusu olacaktı. Üniversitenin 12 Aralık 2019'da YÖK'e yolladığı resmi yazıda, çalışanlarının maaşlarını ödeyemediği, öğrencilerin burslarının karşılanamadığı, eğitim yapılacak altyapının artık sürdürülemez olduğu açıkça belirtiliyor. Aylardır mağdur edilen çalışanlar ile derslerine odaklanamayan öğrencilerin haklarını korumak adına bir devir söz konusu olduğu çok açık. Bu aşamadan sonra bahsedilen tüm mağduriyetler Marmara Üniversitesi yönetimi tarafından giderilecektir.

Devlet herhangi bir vakıfa bağış yapabilir mi? Bir vakıfa bedelsiz arazi verebilir mi? Şehir Üniversitesinin kurucusu olan Bilim ve Sanat Vakfının (BİSAV) yaptığı açıklamada 'vakıf mallarına haksız bir şekilde el konulması' gibi bir ibare var. Devlet BİSAV'ın mallarına hukuksuz bir şekilde el mi koyuyor?

BİSAV'ın elindeki arazi zaten devletin arazisiydi, yani milletin malıydı. Usulsüz ve hiçbir örneği olmayan bir şekilde bedelsiz olarak BİSAV'a devredilmiş bir arazi bu. Devletin belirli bir ücret karşılığında ve süreli olarak arazi tahsis ettiği birçok vakıf vardır elbette. Ancak bedelsiz bir şekilde, tapusuyla birlikte bir arazinin bir vakıfa verilmesi mümkün değil. BİSAV; devletin, milletin arazisini, tapusuyla birlikte usulsüzce kendi üstüne geçiriyor, Danıştay bunu hukuka uygun bulmuyor ve devlet de arazisini geri alıyor. Olan biten bu. Arazinin esas sahibi zaten millet ama BİSAV kendisinin malına devlet el koyuyor gibi bir açıklama yapmış.

Bundan sonraki süreç nasıl ilerleyecek?

Bu konu artık Marmara Üniversitesi yönetiminin gündeminde olacak. Öğrenci ve çalışanların tüm hakları korunarak, eğitime dönük çalışmaların aksamaması için Marmara Üniversitesi önlemler alacak. (Sabah)