18 Yıl Önce Bugün,Kitapcık Fırlatmakla Neler Kaybettik

18 yıl önce bugün... Türkiye 51 milyar dolar kaybetti!

 

Bugün anayasa kitapçığının havada uçuşunun 18. yıldönümü... 10´uncu Cumhurbaşkanı Sezer, bundan tam 18 yıl önce dönemin Başbakanı Bülent Ecevit´in yüzüne anayasa kitapçığı fırlatarak, Türkiye´nin büyük bir kaosa sürüklenmesine sebeb oldu. Faizlerin tavan yaptığı, 19 bankanın battığı, ülkenin yarı yarıya küçüldüğü kavga neticesinde milli iradeye verilen zarar 51 milyar doları buldu.

10´uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer´in Başbakan Bülent Ecevit´e anayasa kitapçığını fırlatmasıyla başlayan ekonomik krizin üzerinden 18 yıl geçti. Bir gecede fakirleşen Türkiye´deki piyasalar, devletin zirvesindeki bu tartışmayla altüst oldu. Borsa düştü, repo faizleri tarihin en yüksek seviyelerine fırladı. Döviz ve faizler tırmanışa geçti. İstihdamda da derin ve bedeli ağır bir tablo ortaya çıktı.

Takvim yapraklarının 19 Şubat 2001 Pazartesi gününü gösterdiği Türkiye´de Milli Güvenlik Kurulu´nun (MGK) şubat ayı olağan toplantısı; son yılların en kapsamlı ve derin bunalımına sahne oldu. MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında sert tartışmalar yaşandı. Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesinde saat 09.30 sularında Sezer, Ecevit´in Devlet Denetleme Kurulu´nun BDDK´da yaptığı çalışmaları eleştiren sözlerinden rahatsız olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, anayasal hakkını kullandığını ve yasaları bilmeden eleştiride bulunmanın doğru olmadığını belirtti.

´ANAYASAYI BİLMİYORSUNUZ´ DEDİ VE FIRLATTI

Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan araya girdi ve ´O anayasayı bir de biz görelim, anlayalım´ dedi. Sezer, Özkan´ın bu sözüne sinirlendi ve elinde tuttuğu anayasa kitabını Ecevit ve Özkan´ın bulunduğu yöne doğru fırlattı. Bugüne kadar hiçbir MGK´da, anayasa kitapçığı masaya vurulup, havalarda uçuşmamıştı. Aslında her şey normal başlamıştı. Ancak gündeme geçileceği sırada, Sezer söze girerek, hemen sağında oturan Ecevit´i sert bir şekilde eleştirmeye başlayınca ipler gerilmeye başladı.

Bu sırada, Ecevit´in yanında oturan, bu defa yurtdışında bulunan Devlet Bahçeli değil, Başbakan´ın bir numaralı kurmayı Hüsamettin Özkan idi. Sezer, anayasayı havaya kaldırarak ´´Denetimin denetimi bal gibi olur. İşte anayasa, anayasayı bilmiyorsunuz´´ deyince son bir kez daha nefesler tutuldu. Hemen ardından da elinde tuttuğu anayasayı, aralarında çapraz olarak iki metre mesafe bulunan Ecevit´e bakarak, masaya doğru fırlattı.

MGK´DA UÇAN ANAYASA

Bu tavır üzerine önce Ecevit, sonra da Yılmaz toplantıyı terk etti. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, "Asıl anayasadan anlamayan sizsiniz. Bir de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yaptınız. Burada hukuktan, kanundan söz ediyorsunuz.

Kira kanunu çıkarıldı. Herkes kanuna uydu kirasını yüzde 10 arttırdı. Ama burada hukuktan söz eden siz, evinizin kirasını dolar bazında yüzde 25 artırdınız. Yüzde 25´lik Cumhurbaşkanısınız. Sizi orada oturtan iradenin biraz önce suçladığınız irade olduğunu unutmayın. O irade sizi de oradan indirmesini de bilir" diyerek Sezer´in bulunduğu yöne doğru anayasayı aynı yöntemle fırlattı.

Özkan´ın salondan çıkarken söylediği "nankör kedi" sözü ise siyaset tarihine geçti.

Daha sonra olayı anlatan Başbakan Bülent Ecevit, Bakanlar Kurulu toplantısında MGK´da yaşanan olayı bakanlarına anlatırken, ´Cumhurbaşkanı yüzüme anayasa kitapçığını fırlattı. Hüsamettin bey (Özkan) de ben salondan çıkınca alıp ona doğru fırlatmış´ dedi. Hüsamettin Özkan ise, "Milli Güvenlik Kurulu toplantısında olmaması gereken bir şey yaşandı. Cumhurbaşkanı´nın Başbakan´a yönelik üslubu hele hele anayasayı fırlatır gibi önüne atması kabul edilir gibi değildi. Ben bu davranışın terbiyesizlik olduğunu söyledim" diyecekti.

ECEVİT GAZETECİLERE O AÇIKLAMAYI YAPTI

Zirvedeki kavga gündeme bomba gibi düşerken, gazetecilerin karşısına çıkan Ecevit, MGK toplantısında Sezer´in kendisine anayasa kitapçığını fırlattığını söylüyordu. Ecevit, tüm Türkiye´nin dehşet içinde izlediği açıklamasında, Sezer´in ´terbiye dışı bir üslupla´ kendisine ağır ithamlarda bulunduğunu öne sürüyor, "Ya kendisine aynı üslup içinde yanıtta bulunacaktım veya terk etmek zorunda kalacaktım" diyordu. Ecevit, ekonomi ve siyaset çevrelerinin dışında ilk anda pek de anlam verilemeyen bir başka uyarı daha yapıyor, Cumhurbaşkanı´nın ekonomide karşılaşılabilecek sorunlardan sorumlu olacağını belirtiyordu.

FATURA MİLLETE KESİLDİ

Tartışma haberi duyulduktan saatler sonra Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biri başladı. Kriz tam bu sırada doruk noktasına ulaştı. Borsa yüzde 14.6 düştü, repo faizleri yüzde 760´a fırladı. 19 banka ve 125 bin işyeri kapandı. MB´den .6 milyar dolarlık döviz çıkışı oldu. Ve 19 Şubat krizi tarihe adını böyle yazdı... 3.5 milyar dolarlık net sermaye çıkışıyla döviz fiyatları ve faizler tırmanışa geçti. Kriz öncesi 670 bin TL olan dolar nisanda 1 milyon 161 bine tırmandı.

İki sol kafanın kavgası sonrasında işgücü piyasasında önemli bir aşınma ile karşı karşıya gelmiş, işsizlik oranı yüzde 11´lere, kentsel alanda eğitimli genç işsiz oranı da yüzde 30´ları bulmuştu. Zirvede yaşanan krizin faturası her zaman olduğu gibi çalışanlara çıktı. 2000 yılında 1 milyon 452 bin olan işsiz sayısı, 2001´de 1 milyon 902 bine, 2002´de ise 2 milyon 412 bine çıktı.

Sezer ve Ecevit arasında 51 milyar dolara mal olan krizin etkileri Türkiye´yi uzun yıllar sarsarken, AK Parti iktidarlarıyla birlikte millet nefes almaya başladı. Eski Türkiye´nin iki asık yüzlü siması arasında çıkan sürtüşme, parlamenter sistemin ne kadar kırılgan olduğunu da ortaya koydu.