Seksenler ailede muhabbeti artırdı

7´den 70´e herkesin severek izlediği Seksenler dizisi yayın hayatına yeniden başlıyor

 

Bütün aile fertlerini bir araya getiren dizinin evde muhabbeti de arttırdığını belirten Seksenler´in yapımcısı ve senaristi Birol Güven, ?Diziyi seyrederken insanlar kendi hikâyelerini de anlatmaya başladılar. Bizim mahallede de durum böyleydi ya da bizde başka türlüydü diye kendi dönemlerini hatırlayıp onları konuştular. Sadece seyredilen bir şey olmaktan çıkıp iletişimi sağladı ve artırdı? dedi.

TRT 1 ekranlarında 6 sezon boyunca devam eden ve 228. bölüm ile final yapan Seksenler uzun bir aranın ardından kaldığı yerden devam ediyor. 1980´li yıllardaki aile hayatını, mahalle kültürünü ve komşuluk gibi kavramları izleyiciye sunan ve mesajlar veren dizinin yeni bölüm çekimleri başladı. Gündelik hayatı anlatan, bugünlerde kaybolmak üzere olan değerleri eskiden olduğu gibi kayıt altına almaya devam eden Seksenler´in kadrosunda; Rasim Öztekin, Özlem Türkad, Şoray Uzun, Yasemin Conka, Ayşe Tolga, Kemal Kuruçay, Tolunay Donat, Hakan Bulut, Betül Berk, Suzan Kardeş, Berat Yenilmez, Ceyhun Fersoy, Begüm Öner, Necmi Yapıcı, Özlem Balcı, Hacı Ali Konuk, Onur Dilber, Faruk Sofuoğlu, Ali Fuat Pekzeren, Aşkın Şenol, Osman Büyükercan ve yeni isimler yer alıyor.

Alışkanlık yaptı                  

Yeni sezonda sürprizlerin olacağını belirten Seksenler dizisinin yapımcı ve senaristi Birol Güven, dekor çalışmalarının bittiğini ve çekimlerin başladığını söyleyerek dizinin ekim ayında yayınlanacağı müjdesini verdi. Seksenlerin tekrarları TRT 1 ve 360 TV ekranlarında dönüyor. Aynı bölümü sabah akşam izleyen geniş bir kitle var. Dizinin neden bu kadar sevildiğini soruyorum Güven´e. Şöyle diyor, ?Bence bu kadar çok tekrar edildiği için sevildi.? Bazen bir eserin çok tekrar edilmesinin insanlarda alışkanlık yaptığını ve bu anlamda Seksenler dizisinin de alışkanlık olduğunu belirten Güven sözlerine şöyle devam ediyor: ?Bu tekrarlar sırasında belki de daha önceden diziyi hiç izlememiş olan kişiler de Seksenler´i keşfetti. Seksenler´in şöyle bir gücü var. İnsanlar bu diziyi izlerken kendini iyi hissediyor. Nostaljik bir dizi çünkü. İnsanlar kendilerini iyi hissettikçe aynı bölümü defalarca izlemeye başladı ve bir alışkanlık oldu. Bugünün karar vericileri, kanaat önderleri olan büyüklerimizin çocukluk ve ergenlik dönemleri 1980´li yıllara denk geliyor. Yaşadıkları bir dönem olduğu için o kesim diziyi izliyor. Onlarla beraber çocuklar da diziyi izledi ve sevdi. Bu dizinin bir diğer önemli özelliği evde, aile ortamında birlikte seyredilebilecek bir konu. Bu dizi evde muhabbeti artırdı. Seyrederken insanlar kendi hikâyelerini de anlatmaya başladı. Bizim mahallede de durum böyleydi ya da bizde başka türlüydü diye kendi dönemlerini hatırlayıp onları konuşmaya başladı. Sadece seyredilen bir şey olmaktan çıkıp iletişimi artırdı. Herkesin katıldığı bir şeye dönüştü diye düşünüyorum.? 

Hayat kadar bir dizi 

Son bölümü 2016´da yayınlanan dizinin yeniden çekilmeye karar verilmesinde kuşkusuz seyircinin büyük bir etkisi var. ?Bizim sektörde patron, seyircidir. Onlar istedi biz de yeniden çekmeye karar verdik.? diyen Güven şunları aktardı: ?Burada TRT´nin tasarrufu da önemli. Onlardan bir teklif geldi. Biz de memnuniyetle kabul ettik. Sonuçta bizim işimiz bu.? Yüzde 90 eski oyuncu kadrosu ile yola devam edeceklerini anlatan Güven, ?Yeni karakterlerimiz olacak elbette. Bir mahalle düşünün. Mahalleden taşınanlar ve yeni gelenler olur. Ama mahallenin her zaman çekirdek bir kadrosu hep vardır. Hayat kadar bir dizi bu. O yıllarda mahallelerde neler olduysa bizde de olmaya devam edecek. O döneme bakıldığında mahallede insanların günlük hayatında büyük değişiklikler oldu. Türkiye serbest piyasa ekonomisi ile ilk defa karşılaştı. Gündelik hayatımız değişti. Bunların hepsini mahallede yaşayacağız.? şeklinde konuşuyor.   

Yeni karakterler var

Seksenleri dönem dizisi olarak değil de nostalji dizisi olarak ayrı bir kategoriye koymak gerektiğini belirten Güven, yakın bir zamanı çektikleri için bunun bir şans olduğunu ama aynı zamanda zorlukları da bulunduğunu belirtti. Herkesin 80´li yılları hatırladığını söyleyen Güven, ?Hata yapma ihtimaliniz düşük. Yakın bir zamanı anlatıyoruz. Bu aslında şans gibi duruyor ama zor. Benim gibi o döneme yaşı tutan insanlar var. Nispeten daha az hata yaparak dengeliyoruz.? diyor. 

Yeni karakter konusunda ser verip sır vermeyen Güven, küçük bir zaman aşımı ile dizinin yeni bölümlerinin başlayacağını anlatıyor. ?En son düğünle bitti. Düğünün hemen ertesi sabahına uyanmayacağız. Birkaç ay sonrasından başlayacak. Bir şeyler değişmiş, taşlar yerine oturmuş olacak. Tabi yeni karakterlerin de giriş hikayesini izleteceğiz.? 

YENİ PROJELER YOLDA 

Dijital Esaret adında yeni bir film çektiklerini ve mart ayında vizyona gireceğini belirten Güven, filmin konusu ile alakalı şunları aktardı: ?İnternet bağımlılığını anlatan bir film oldu. Yeni neslin internet ile olan ilişkisini ve internet kaynaklı suçların anlatıldığı bir cezaevi projesi.? Film çekmeyi dizi çekmeye tercih ettiğini belirten Güven´in seyirciye farklı sürprizleri de olacak. Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Can Yaman ile bir proje üzerinde konuştuklarını belirten Güven, zamanı gelince kamuoyu ile paylaşacaklarını dile getirdi. 

DOĞRU OLAN DİZİLERİN KISA OLMASI 

Seksenler yeni sezonda 50 dakikalık bölümler halinde her gün ana haberden önce 18.00´da TRT ekranlarında olacak. Bu tercihin nedenini soruyorum Güven´e, ?50 dakika, kısa ve tadında olacak. Aslında olması gerektiği gibi? Bu dizi kısa değil, diğer diziler uzun. Önceden haftalık tek bölüm ve uzun süreli bir dizi idi. O yanlıştı. Dizi dediğiniz 50 dakika olur. Hâlâ uzun diziler var. Bunun nedeni ekonomik sorunlar. Kanallar bir proje ile geceyi geçirmek zorunda. Yakında bu süreler düzelecektir. Yabancı diziler de kısa sürüyor. Şimdi doğruyu yapıyoruz.? Ratinglerle ilgili de herhangi bir kaygıları olmadığını belirten Güven, ?Dizinin yayınlanacağı saat konusunda karar mercii TRT. Bu konuda TRT´nin de bizim de bir kaygımız yok. Çünkü izlenecek. Belki yayınlandığı saatte değil ama tekrarlardan ya da başka şekilde izlenecek.? diyor. 

TRT MAHALLE DİZİLERİNE DESTEK VERİYOR 

Seksenlerin yayınlandığı dönemde Doksanlar adlı bir dizi de çekti Birol Güven. O dizinin Seksenler kadar takip edilmemesinin TRT´de yayınlanmıyor olmasından kaynaklandığını belirten Güven şunları aktardı: ?Biz çok naif, küçük hikâyeler yapıyoruz. Bu yüzden agresif bir rating alamıyoruz. Biz zamanla rating alıyoruz. Seksenler, özel bir kanalda olsa belki yine bu kadar izlenmezdi. TRT´nin mahalle dizilerine, gündelik hayata bir desteği var. O yüzden diğer diziler ile rekabet etmesi zor. Genelde aile dizileri ile seyirci karşısına çıkan Güven´e neden böyle bir tercih yaptıklarını soruyorum. ?Başka bir şey bilmiyoruz herhalde. Televizyonda renklilik önemli. Her türden dizi olmalı. Biz de bu renklilik içinde aile dizisi yapıyoruz. Bu konuda uzmanlaştık.?

Bizim hikâyeler hayat gibi sonu yok 

Birol Güven denince akla ilk olarak Çocuklar Duymasın, Ayrılsak da Beraberiz, Seksenler dizileri geliyor. Tabi birçok filmi de. Ancak dizilerine baktığımızda genelde uzun soluklu işler. Şimdiki diziler genelde 2-3 sezon sürüyor ve konu olarak çok tıkanıp kalıyorlar. Güven, dizilerin uzun süre devam etmesinde püf noktanın küçük hikâyeler olduğunu belirtiyor. ?Bizim hikâyemizin başı, sonu yok. Mesela bir polisiye dizisi yaptığınızda ve katil bulunduğunda dizi bitiyor. Ama bizde katil yok. Sonu olacak bir hikâye anlatmıyoruz. Hayat gibi? Hayat bitmiyor ya öyle. Aslında biz hayatın rutinini anlattığımız için uzun sürüyor. Seyirci severse tabi. Bazen sevmeyebiliyor. Bu yüzden Seksenler´in sonu olmaz.? 

Sorun TV´de değil seyircide

Türkiye´de dizi sektörünün başarılı olduğunu vurgulayan Güven, dünyanın en başarılı televizyoncularının ülkemizde olduğunu söyledi. ?Dünyanın en çok dizi ihraç eden ülkesi yine biziz. Son zamanlarda uyarlama diziler var ama bu dizilerin orijinalleri yurt dışına pazarlanmazken biz uyarlamalarını ihraç ediyoruz.? diyen Güven, dizilerin içerikleri ile ilgili tartışmalara ise şöyle bakıyor: ?Trajedisi, travması olmayan bir dizi, film olmaz. Şiddet de, soygun da, cinayet de olabilir. Bunlar hikâyedir, kurmacadır, gerçek değildir. Sorun ona inanmaktır. Bir medya okuryazarlığı sorunu var. Bunun çözümü de okullarda medya okuryazarlığını ön plana çıkarmak.?